20080103

Panini, Meksika 86 ve Ayı Osman

Eve geldiğimde TD'de Vestimo'nun açtığı "Panini 2007/08 CL Albümü" başlığını görünce, uykum filan gitti. Panini ismi ne kadar da tanıdık geliyordu başlığı okumadan.

Sonra detaylara girince eski bir anıyı ve dolayısı ile eski günleri hatırlar oldum güzel oldu.

1986'lı yıllar, Meksika 86 heyecanı var, ortamda... Ben o zaman küçük ilçenin (Bursa - Orhangazi) tek gazete bayinde çalışıyorum (Çoklar). Baba sağolsun, hem ortaokul yazlarını iyi değerlendireyim hem de ailede olmayan ticaret yeteneğini (ki hala kapamadım) öğreneyim diye beni yazları buraya veriyor. Çalışıyor ve ortamı öğreniyoruz. Para da kazanıyoruz. Yanda ilçenin en büyük kırtasiye bayi var (Biltes, Biltek ya da Kolay gibi birşeydi) hastayım orada satılanlara. Haftalık aldım mı dükkandayım cebimde ne var ise veriyorum.

Dükkanın sahibinin oğlu Umut ile konuşuyoruz ateşli olarak. Bir baktım Kocaman A4'den geniş garip birşey. Yeşil beyaz renkler, Mexico 86 diyor üzerinde de pala bıyıklı (aha bu) bir elemanın olduğu albüm. Elemana da Piko diyorduk adını yıllar sonra öğrendik ki adı "Pique"miş.

Yeniköy'den yeni gelmişiz, anlamayız böyle atraksiyonlar, sorduk tabi,

- Bu ne?
- Dünya kupası albümü, etiketleri alıyorsun yapıştırıyorsun ansiklopedi gibi oluyor.
- Vaya anasınııııııı (Birden bana heyecan gelir)

O zaman da konuşuluyor tabi dünya kupası filan. Örümcek gibi gölgesi olan stadyum (Pilot kamera çekerken orta sahada örümceğin yandan yemişi gibi birşey gözükürdü, Wiki bu da Resmi kaynak), neyse biz böyle adlandırırdık bilir bilmez.

Hemen kaptım ve haftalığı bıraktım oraya. Yaz kış bilmiyorum ama aldıktan sonra derdi bitmesi, aha şu lanet etiketleri almak adına çalıştık durduk. Aynı çıkan etiketler, filan. Derdin bitmez. Hatta çok iyi hatırlıyorum, "Abi İtalya çıkmayanını ver"(ne demekse) dediğimi hayal meyal hatırlıyorum. Hatta zarfları (ya da neyse) havaya kaldırır ışıkta bakardık içinde ne var diye...

Neyse albümü iyi kötü adam ettik, dedim ya sanırm orta 2'deyim (ya da orta 1 hatırlamıyorum). Heyecan ile okula götürdüm, millete göstereceğiz ya. Rüzgar yapacağız bak bende ne var hesabı. Ne dersi bilmiyorum ama ders boş, çıkardım çantamdan büyük bir heyecan ile ve el emeği edası ile (ki öyleydi)...

Arkadaşlarıma gösteriyorum, tam o sırada sınıfa din Dersi hocası güzel lakabı ile "Ayı Osman" girdi. Ama adam lakabı gibi ayı gibiydi, ki zaten hafızam kötü duaları ezberleyeniyorum diye (ki gerçekten ezberleyemiyordum, hala öyle) bana "kominist piç" diye bakıyor hoca (bacak kadar veledim ben ne anlarım kominizmden) gıcık oluyor. Gördü elimdeki gavur icadı dalgayı bana bir koydu (bir de sıra koydu) aldı elimden albümü.

Çıktı dışarı ben salak gibiyim, zaten öğretmen çocuğuyuz en sağlam dayağı biz yiyoruz (lanet olsun öğretmen evladı olmak - dayak anlamında)... Peşinden gittim yalvar yakar vermedi... Öğretmenler odasına bırakacağına söyledi, sonra gittim baktım bırakmamış. Günlerce ağladım durdum ama benim el emeği albüm geri gelmedi tabi. Gururdan anaya babaya da söyleyemedik gitti albüm onca emek.

Velhasıl albüm ile tanışmamız (Panini Biraderler) böyle bir hikayeye dayanır. Sonralarında Türkiye Ligi bile çıkmıştı onu da almıştım, sarı kırmızı birşeydi. Ama Mexico 86'nın acısını dindiremedi.

O günden beri hala (bu akşam yine dertlendim aklıma geldi) içim yanar. Salakça ama o günden beri (dandik ve dua ezberleyemeyen hafızamın da etkisi var) din ve din dersleri gibi konuya ciddi derecede gıcığım.

Ama albüm güzel hala yaptıklarını bilmiyordum.

Not: Ayı Osman hoca, albüm hala sende yoktur ama yine de o albüm döne döne senin ....na girsin hocam, zevk verir (kıtır kıtır hesabı).

Gece gece gerildim valla.

1 comment:

gkhngnyhn said...

panini biraderler iyi para kırmış yalnız, şl avrupa dünya o bu şu diyerek. 96 İngiltere'de tanışmıştım bu meretle 86 da bile varmış demek.